10.000 +
Başarılı Vaka
20 Yıllık
Deneyim
Uluslararası
4 Ödül

Skar (İz) Bırakan Saç Dökülmesi

Skar (İz) Bırakan Saç Dökülmesi

Bu hastalık gurubunda saç folikül yapılarının inflamasyon sonucu yok oluşu mevcuttur. Tedavinin ana amacı foliküller tamamen yok olmadan, enflamasyonu ve enflamasyonun sebep olduğu kaşıntı yanma ,hassasiyet ve saç dökülmesini azaltmayı amaçlar.

 

Liken Planopilaris (LPP):

Genelikle kafa derisinin ortası, kafa derisinin yanları veya ensenin hemen üstünde bir veya daha fazla oval parlak saç dökülmesi ile ortaya çıkan bir Primer Sikatrisyel Alopesi türüdür, dökülme yama tarzındadır.

Lezyon alnında hassasiyet ve kaşıntı şikayeti mevcuttur. Muayenede, başlangıç safhasında perifoliküler eritem (folikül etrafındaki kızarıklık) ve / veya hiperkeratoz görülür. Geç evrede kafa derisinde yanma ve hassasiyet ve kafa derisinde kızarıklık gözlenir. Deri biyopsisi tanıyı doğrulamak amaçlı yapılabilir. Biyopside yağ bezlerinin kaybı foliküllerde lenfositik bir sızıntı gözlenir. Deri, mukoza ve tırnak lezyonları sıklıkla eşlik eder. Bu durum için FDA onaylı bir terapi yoktur.
Tedavi seçenekleri arasında topikal korkostoroidler lezyon bölgesine intra dermal steroid enjeksiyonları, doksisiklin (anti-enflamatuar) etkileri için kullanılır. Hidroksiklorokin, metotreksat, mikofenolat mofetil ve oral 5-alfa redüktaz inhibitörleri bulunur. Diyabet ilacı pioglitazonun da tedaviye yardımcı olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır.

 Frontal Fibrozan Alopesi:

Ön saç çizgisi boyunca, saç çizgisinin geriye gitmesiyle sonuçlanma saç scarlı alopesidir. Birçok hasta  kaşlarda, kol kıllarında ve bacak kıllarında da azalma olduğunu fark eder. Hastalarda genelikle lezyon bölgesinde kaşıntı ve yanma görülebilir.

Saç çizgisinde hafif bir kızarıklık ve keratoz görülebilir. Saç derisi patolojisi raporu, LPP’de görülenlere oldukça benzerdir ve saç köklerinin etrafındaki lenfositik bir sızıntı görülür. Yine, FDA onaylı bir tedavi yoktur, ancak birinci basamak tedavide topikal ve lezyon içi kortikosteroidler, doksisiklin ,hidroksiklorokin, metotreksat, mikofenolat ,mofetil ve oral 5-alfa redüktaz inhibitörlerin kullanılır. Diyabet ilacı pioglitazonun denenmektedir.

Merkez dağınık Sikatrisyel Alopesi (CCCA):

Bu tür saç dökülmesi neredeyse yalnızca Afrika kökenli hastalarda ve en yaygın olarak sadece Afrika kökenlilerde görülür. Saç derisinin tem tepe noktasında, yuvarlak şeklinde, içten dışa spiral görüntüsünde saç dökülmesi, kaşıntı, yanma ve hassasiyet görülür. Genetik geçişli olabileceğine dair kanıtlar mevcuttur.  Sıcak taraklarla tarama ve narkotiklerle ilişkilendirenler olmakla bitlikte bu konuda kanıt ve tatmin edici gözlem mevcut değildir.

Saç derisinin tepe noktasında (taç) kademeli olarak artan bir daire veya oval saç dökülmesi şeklinde ortaya çıkar. Hastalar etkilenen bölgelerde kaşıntı, yanma veya hassasiyetten de şikayet edebilir. Bu durumun ailelerde olabileceğine dair kanıtlar olduğu, rahatlatıcılar veya sıcak taraklar gibi tımar teknikleri nedeniyle daha az muhtemel olduğuna dair kanıtlar vardır.

Patolojide fibroz, yağ bezlerinin kaybı ve lenfositik sızıntı görülür, iç kök kılıfının gelişim bozukluğu gözlenir. Tedavide lezyon içi steroid enjeksiyonu, topikal steroidler ve oral doksasilin kullanılır.

SAÇ KIL KÖKÜ İLTİHABI ( Folikülit Decalvans):

Genç erkeklerde görülür, nadiren kadınlarda da rapor edilmiştir.
Saç derisinde enfekte foliküllerin guruplar haline geldiği (trafting), hassas kabuklu yaralar şeklinde görülür.

Bakteriler (Staphylococcus veya Streptococcus) veya mantarlarla genelikle lezyon da ikincil enfeksiyona sebep olurlar. Teşhis için kafa derisi biyopsisine ek olarak bakteri ve mantar kültürü önerilir. Diğer skarlı lezyonlardan farklı olarak biyopsi nötrofilik infiltrat ile karakterizedir. Tedavi ideal olarak, enfeksiyonun var olduğu her türlü temizliği, topikal veya lezyon içi kortikosteroidleri ve ayrıca dapson gibi anti-nötrofilik ilaçları içerir. Kombinasyon rifampin ve klindamisin de başarıyla kullanılmıştır. Ayrıca kültür neticesine göre antibiyotik yada anti mikotik ilaçlar eklenebilir.

Discoid Lupus Eritematozus (DLE):

Kutanöz Lupus Eritematozus (CLE), üç ana alt tipe ayrılabilir: Işığa duyarlılık gösteren akut, subakut ve kronik. Akut kutanöz lupus eritematozus (ACLE), en sık malar yanaklarına ve burun köprüsüne nazal olarak nazolabial kıvrımlar (kelebek döküntüleri) ile bakan simetrik eritem olarak görülür.

Kronik kutanöz lupus olarak da bilinen bu durum, cilt ve saçla sınırlı skarlı bir otoimmün süreçtir. En sık Afrika kökenli hastaları etkiler, ancak Kafkasyalılarda da görülebilir. Klasik olarak kafa derisi, kulaklar ve yüz gibi güneşe maruz kalan alanlarda birçok kırmızı pullu plaklar olarak sunulur. Zamanla, bu plaklar depresif yara izi ve pigment değişiklikleri ile iyileşecektir. Saç dökülmesiyle foliküler tıkanma meydana gelebilir ve kafa derisi patolojisi, hem cilt hem de saç yapılarını etkileyen çok canlı lenfositik bir infiltrat gösterir.

Alevlenme, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, güneş ışığına maruz kalmanın artmasıyla yaygındır. Ciddi sistemik hastalık nadirdir, ancak ortaya çıktığında hastalar yaşamını değiştiren sekeller geliştirebilir. DLE lezyonlarında malign dejenerasyon nadir değildir, ancak ortaya çıkabilir. Bu nedenle, kronik DLE lezyonlarında gelişen progresif lezyonların derhal biyopsisi yapılmalıdır.

Hastaların sadece% 5-10’u sistemik lupus geliştirmeye devam ediyor.  Etkilenenler ayrıca kronik skarlarda, bazı deri kanserleri, yani skuamöz hücreli karsinom gelişme riski de yüksektir. Tedavi, enflamasyonu ve ardından yara izini azaltmayı amaçlar. Hastalara güneşten korunma teknikleri ve güneşten koruyucular, geniş kenarlı şapkalar ve koruyucu kıyafetlerin doğru kullanımı hakkında bilgi verilmeli, sigarayı bırakmaları söylenmeli. Güneşten korunma ve korunmaya ek olarak, ana dayanak tedavisi, topikal veya intralesyonel steroidleri ve hidroksiklorokini içerir. Ntimalaral tedavinin, sistemik lupus eritematozus (SLE) ‘e ilerlemesini azalttığı ve trombovasküler hastalık riskini azalttığı görülmektedir. Alternatif tedaviler arasında talidomid, oral veya topikal retinoidler ve immünosupresif ajanlar bulunur. Talidomid antimalarial dirençli hastalarda düzenli olarak kullanılır. Ek olarak, lenalidomid bazı hastalarda faydalı olabilir.

Folliculitis Acne Keloidalis:

Foliküler bazlı papüller ve hipertrofik veya keloid benzeri izler oluşturan püstüller ile karakterize bir durumdur. Bu durum çoğunlukla Afrika ve Asya kökenli genç erkeklerde görülür. Keloid izlerine benzeyen küçük kaşıntılı şişlikler ile ense başından başlar. İzler genişleyebilir ve bir araya gelebilir ve kafa derisinin arkasındaki geniş alanları kaplayabilir. Lezyonlar folikülit kaynaklıdır, plakların kendi içlerinde ve kenarlarında kırık kıllar, kümelenmiş kıllar ve iç içe geçmiş kıllar tespit edilebilir

Saç kesilmesinden kaynaklanan travma sebep olur. Tedaviler Hastaların, durumun kısa saç kesimleri ve yakın tıraşlarla daha da kötüleştiğinin farkında olmaları gerekir. Ek olarak, dar yakalı gömleklerden, atletik kafa teçhizatından ve kendiliğinden manipülasyondan kaçınılmalıdır, çünkü saçların mekanik olarak kesilmesine yol açabilir.
Lezyonların ilk ortaya çıkmasından sonra mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamak, uzun süreli kozmetik şekil bozukluğu olasılığını azaltır. Nazik köpüklü benzoil peroksit yıkayıcılar veya klorheksidin gibi topikal antimikrobiyal temizleyiciler / şampuanlar ikincil enfeksiyonu önlemeye yardımcı olabilir. Katranlı şampuanlar etkili bir alternatif sağlayabilir. Ek olarak, alfa-hidroksi asitler veya topikal retinoidler içeren hafif keratolitik maddeler kaba tüylerin yumuşatılmasına yardımcı olabilir. Erken dönemde hafif papüler hastalık, topikal retinoidlerin kullanımıyla ya da olmadan güçlü ya da süper topikal steroidlere cevap verebilir. Bu son kombinasyon, tek başına süper nokta topikal steroidlerden biraz daha etkili görünmektedir.

İrin veya seröz drenaj varsa, bir kültür alınmalıdır. Günde iki kez topikal bir antibiyotiğin (klindamisin gibi) kullanılması, herhangi bir bakteriyel süperenfeksiyonu tedavi etmek için avantajlı olabilir. Eğer aktif folikülit varsa, iltihabı kontrol altına almak için doksisiklin veya minosiklin gibi oral antibiyotikler birkaç hafta kullanılmalıdır. Etkin folikülit yeterli tedaviye rağmen devam ederse veya ilerlerse, doku kültürü yapın ve buna göre antibiyotik belirlenir.
Lezyon içi steroid enjeksiyonu, papüllerin ve nodüllerin boyutunu ve sıkılığını azaltmak için yardımcı olabilir. Dozlar daha sert ve büyük lezyonlar için 5 mg / mL ila 40 mg / mL arasındadır. Lezyonlar, triamsinolon ile enjeksiyondan önce traş veya kürtajla debule edilebilir.

Son zamanlarda, Okoye ve arkadaşları, 8 hafta boyunca haftada üç kez hedeflenen ultraviyole B (290-320nm) fototerapinin fibrotik papüllerin klinik görünümünü iyileştirebileceğini göstermiştir. Hastaların büyük, iltihaplı lezyonları olduğu nadir durumlarda, kısa süreli oral kortikosteroidler düşünülebilir. Cerrahi eksizyon öncelikli bir seçenektir.

EROZİV PÜSTÜLLER DERMATOZ:

Bu durum daha az anlaşılmış olmakla birlikte, güneşte hasar görmüş cilt alanlarında kimyasal veya mekanik travma sonucu ortaya çıkmaktadır.
Literatürde cilt kanseri cerrahisi , radyasyon veya 5-florourasil veya imikomod ile kemoterapi öyküsü olan hastalar bildirilmiştir. Kafa derisi patolojisi, sıklıkla sekonder bakteriyel kolonizasyon ile birlikte karışık bir enflamatuar sızıntı göstermektedir. Bu durum genellikle, klobetasol gibi yüksek etkili topikal steroidler ve herhangi bir enfeksiyonun temizlenmesi ile düzelir.

DİSEKSİYON SELÜLİT:

Nadir görülen bir hastalıktır. Çoğunlukla siyahi erkeklerde görülür. Bu durum, kafa derisi üzerindeki dalgalı, sarkık yamalar ile başlar ve steril irin içeren birleşen sinüs kanallarına dönüşebilir. Kafa derisi patolojisi, bir nötrofilik infiltrat gösterir ve bakteriyel veya fungal kültürler genellikle negatiftir. İyileşme için prognoz kötüdür, hastalık hayatı tehdit edici değildir, fakat kronik ve tekrarlayan bir hastalıktır.

Komplikasyonlar aşağıdakileri içerebilir:
Skuamöz hücreli karsinom : Gelişme kronik, tekrarlayan lezyonlarda bir olasılıktır.
Kalıcı alopesi : Kronik iltihaplı, yaralı bölgelerde görülür.
Marjinal keratit: Olası bir klinik ilişki tanımlanmıştır.
Bu genellikle doksisiklin veya sülfametoksazol / trimetoprim gibi oral antibiyotiklerle tedavi edilir. Hastalığın tedavisi oldukça zor olabilir ancak adalimumab gibi daha yeni biyolojik ilaçların yardımcı olduğu gösterilmiştir.

 Eroziv Püstüler Dermatoz:

Bu durum daha az anlaşılmış olmakla birlikte, güneşte hasar görmüş cilt alanlarında kimyasal veya mekanik travma sonucu ortaya çıkmaktadır. Kafa derisinin eroziv püstüler dermatozu (EPDS), tipik olarak yaşlıları etkileyen kronik bir cilt hastalığıdır, skar alopesi ile iyileşen keratotik, erozif ve pürülan plaklarla karakterize edilir. Eroziv püstüloz genellikle asemptomatik olsa da, hastalar zaman zaman ağrı, kaşıntı veya bölgede yanma şikayeti olabilir.Sarı-kahverengi keratotik kabuklar, yüzeysel erozyonlar, steril olmayan foliküler ve derinin atrofisi gözlenir.

Literatürde cilt kanseri cerrahisi (Mohs), radyasyon veya 5-florourasil veya imikomod ile kemoterapi öyküsü olan hastalar bildirilmiştir. Kafa derisi patolojisi, sıklıkla sekonder bakteriyel kolonizasyon ile birlikte karışık bir enflamatuar sızıntı göstermektedir. Bu durum genellikle, klobetasol gibi yüksek etkili topikal steroidler ve herhangi bir enfeksiyonun temizlenmesi ile düzelir.